YEŞAYA 9 VE GÖNDERİLECEK KRAL

1. Tevrat’ta gelecek kraldan bahsederken onun önceden yapılmış bir savaşın benzeri olarak 300 kişiyle bir savaş kazanacağına atıfta bulunulur. Öte yandan Tevrat’ta önceden olan o savaşın yeri ve zamanı kaydırılmıştır. Denilebilir ki çünkü Talut çok önem verilmek istenmeyen birisi Tevrat metinlerinde.. Kuran o savaşın yerini düzeltir. Beri yandan gelecek kralın böyle bir savaş kazanacağını zımnen onaylar. Çünkü Bakara Suresi’nde Medine’deki Yahudilerin önceden kafirlere karşı fetih isterlerken tanıdıkları gelince onu inkar ettikleri geçer. (bknz Bakara 89, 146) Bir de Bakara Suresi’nde Bedir savaşına giden sürecin işlenmesi ama Bedir savaşının işlenmemesi, adeta onun yerine Talut-Calut savaşının işlenmesi söz konusudur. (bknz Bakara 216-218, 246-251) Çünkü “benzeri bir savaş” ve alamet olduğuna açıkça işaret oluyor böylelikle.

Bir de şu mühim ki: Yeşaya 9. bölümde “bir krallığın kurulacağından” bahsederken bunlar deniliyor. Tevrat metinlerinde ise bir krallığın kurulduğu dönem Talut dönemi açıkça. O zaman Yeşaya 9’daki mevzuların da ona gönderme yapması beklenir. Ve şu görülüyor ki Kuran’daki Tevrat’a bile daha uygun.

 

Talut’un küçültülmesi hakkında..

 

2. Yeşaya Kitabi’nda gönderilecek kralla ilgili çeşitli bölümler var. Bunlardan 9. bölümde 300 kişi ile kazanılan bir savaşa ve hep büyüyecek bir krallığa atıf var. Peki bunlar tarihte nerede oldu, oldu mu? Olduysa orada artık durmak gerekir. Bunu belirtmek şunun için önemli ki bu kitaplara inandığını iddia eden bir sürü insan var dünyada. Ama başka şeyler diyorlar. Antiparantez bu kitaplarda bazı tahrifat hep mümkün. Mesela onun adı şu olacak bu olacak diye sayılırken “Cebbar Tanrı” ifadesi de geçer. Bu, belli ki katmadır. Hatta Kuran’da “Sen onlar üzerinde cebbar değilsin” (Kaf 45) diye buna atıf da var. Dolayısıyla bu metinlere biraz rahat girilebilmeli Kuran varken. İşin bir çok delilleri burada çünkü.

 

3.Nübüvvet mührü, Tevrat metinlerinde, Yeşaya 9:6’da üstü kapalı şekilde, realiteyle anlaşılacak şekilde geçmekte. Ve buna da fazla şaşmamalı deriz. Biraz üstü kapalı ama açık da.. Çünkü “Bize bir çocuk doğacak bize bir oğul verilecek” dedikten hemen sonra “Yönetim onun sırtında olacak” denilmekte. Burada doğumla oluşan bir duruma açıkça gönderme var. Peki o durum nedir? Sırttaki mühür buna tam uyar. Öte yandan; belki daha başka metinlerde açık açık “sırtında mühür olacak” diye geçiyordur. Ama bu metinler elimizde yok şu an ve olan da yeterli aslında. Ve bir de düşünelim, sırtında mühür olacağı biraz gizli saklı bir şey olmasaydı tarihte ortaya çıkan pek çok kişi ile ilgili “sırtındaki mührü delil gösterdi.. ama baktılar sırtında mühür yoktu” gibi anlatılar olurdu. Halbuki böyle anlatılar görmüyoruz. Yani normali, sonradan anlaşılacak şekilde geçmesi zaten. 

 

4.Hristiyanlar Yeşaya 9. bölümde gelecek kişi ile ilgili yerleri tamamen Hz İsa’yla ilgili görür. Halbuki bölümde ona uymayan yerler var. Öte yandan bu bölüm Hz Muhammed’e tamamen uyar. Bir tek 1. ayet, ki Yahudilerin Tevrat’ında bu 8. bölümün sonudur, 9. bölümün ilk ayeti değildir, Hz İsa’ya uyar. Yani 9’un ilk ayeti saymak zorunda değiliz bunu ama öyle bile olsa Hz İsa ve Hz Muhammed arasında başka bağlantılar da varsa ki var bu da makuldür. Ve kehanetlerin belli bir kapalılık içinde olması mantığını da düşünürsek.. O zaman bu konuda iddialı olunmalı deriz.

 

5. Metinlerdeki vurgular ve tarihi realite işi Hz Muhammed’e ve İslam’a getiriyor açık şekilde. Ama tabii işi ille de başka anlama zorlamalarına da hafif bir açık kapı var. Bu da hayatın imtihanlığı tabiri caizse..