RAD SURESİ VE HAKİKATÇİLİK

Kuran kendisine öylesine inanmamızı istemektedir. Güçlü şekilde inanmamızı istemektedir. Çünkü en yüce gerçek iddiasıdır iman. Mesela ayette şöyle denilmekte: “De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek için toplansalar ve birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezler.” (İsra 88)

Bunu diyeceğiz ve ciddi ciddi.

Yine Rad Suresi’nde “Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse kör gibi olur mu?” denilmekte. Demek ki bu bir ilimdir, Kitab’ın delilleri var yani ve bunları öğrenmeli, beyyine üzere iman sahibi olmaya bakmalı. İkincisi, hak, geçerli demek olduğuna göre; ilim çok artıp “Kitab o zamana mı indi, bu zamanı bilmiyor muydu?” şüpheleri oluşmuşsa “bu zamanı da bilmekte” noktasında da deliller gerekir, onlara da bakılmalı. İşte bütün bunlar da “işi bir şeye ulaştıma”dır. Öbür ayette de ondan bahis var.

“Onlar ki, Allah’ın kendisine ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar ve Rablerine saygı gösterirler ve kötü hesaptan korkarlar.” (Rad 21)

İşte bu çerçeveye dikkat. Çünkü surede şöyle ayetler geçer:

Sizden sözü gizleyenle açığa vuran, gece gizlenenle gündüz açığa çıkan, (O’na) eşittir.

Onun önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah’ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavimde olanı, onlar kendilerinde olanı değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme kötülük murad etti mi de artık onun geri çevrilmesine imkan yoktur. Onlar için O’ndan başka bir veli de bulunmaz. (Rad 10-11)

“Onlar, iman etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalpler (yalnız) Allah’ın zikri ile yatışır.” (Rad 28)

İşte bu çerçevede iyi imanın iyi hedeflenilmesine dikkat.

 

Konu çerçevesinde bir izah